" Çarşının bazı sokakları, geniş, yerlerde sürünen harmaniler içinde sert yüzlü bedevilerle dolup taşardı, kaderlerini gölge gibi yanlarında taşıyan ve daima kendi çizdikleri yolda yürüyen bedeviler…ciddi, ateşli bakışlarla küme küme dükkanların önünde dikilip duran ya da oturan uzun boylu adamlar. Birbirleriyle fazla konuşmuyorlardı; dikkatle söylenmiş ve dikkatle dinlenilmiş bir tek sözcük ya da bir cümle yetiyordu anlaşmaları için. Bedeviler bana öyle geliyordu ki ‘laflamak’ diye birşey bilmiyorlardı; ruhlarının ayar damgası bos şeyler üzerinde konuşa konuşa silinip gitmiş insanların gevezeliğinden eser yoktu onların konuşmalarında. Onların o ciddi sıkı ağızlıkları bana Kuran ’ın cennetteki hayatı tasvir eden şu sözcüklerini hatırlatıyordu: “…ve orada boş bir söz işitmezsin…” Sessizlik bedevide bir erdem durumundadır. Geniş, kahverengi –beyaz çizgili ya da siyah pelerinlerine sarınmış, öyle dikilip dururlardı. Sessiz bir çocuğun onurlu, ağırbaşlı ve hassas bakışlarıyla önünüzden geçerlerdi. Kendi dilleriyle onlara hitap ettiğiniz zaman derin, kara gözlerinde ani bir gülümseme belirirdi; çünkü hiç de öyle içine kapanık kimseler değillerdi; yabancılar tarafından fark edilmiş olmaktan hoşlanırlardı. Çölün ‘buyuk senyorleri ’ydi onlar; ağzı sıkı fakat yine de hayatin her işaretine karşı uyanık senyorler… ”

 

Muhammed Esed